AVGANISTAN'DAKI "BARIS GÜCÜ"


Avganistan'da, terörizme ve özellikle "El-Kaide" ile "Talib"ler'nin terörcülerine karsi savas adina, bugüne kader ABD devleti ile onun ayrilmaz kuyrugu niteliginde tanilan Ingiltere'nin tarafindan gerçeklesterilen ve tüm dünya gözünden tam anglamda yasiri saklanan askeri ve istihbaratci uygulamalar ile bundan sonra da gerçeklestirilmesi tasarilanan olaylarin özü bu ülke ile sinirlanip kalmay belki de onun, büyük ve çok da genis olan bir saldirgan ve baskici stratejik amacin yalnizça bir küçük bölügü oldugu düsünelmektedir. Bu konuga ilgili sunu göz önüne tutmak gerek ki, tarihi ve siyasi bakimdan Türk cumhuriyetleri ve cografi konumuna göre de Orta Asya adila tanilan topraklar, kendinin dogal ve yer alti bayliklari yüzünden tüm sömürgeçi ülkelerin ilgisini özüne çeken bir bölgedir. Bu kara altin bayligi olan ülkeleri uzun müddetli olarak etki altinda saklayis için Avganistan, kendinin bölgedeki cografi konumundan dolayi, en büyük stratejik önem tasimaktadir. Bu nedenler yüzünden aylardir ki ABD basta olmak üzere tüm batili sömürgeci devletler, bu yurtlarda öz askeri güçlerini tasiyip stratejik alanlarda yerlestirme çabasindalar.

Bu konula ilgili, aylardan önce, daha dogrusu geçen yilin son günlerinden baslayarak, sözde "Baris gücü" denilen batili sömürgeci devletlerin saldirgan ordusunun Avganistan'a girisinden kaç hafta önce, bu ülke subaylarinin çagdas askeri ögretimige yardim amacila bir bölük Türk subayinin o ülkege gönderme isteginin konusu, Türkiye Cumhuriyetin'de basbakan basta olmak üzere hükümeti olusturan tüm partiler, muhalif partiler yönetimi, partiler disi siyasetçiler ve tüm yayin ile basin mensuplari ile kamuoyu tarafindan günlerce çok yönlü ve sert olarak tartisildigini kimse unutmamissa gerek.

Yukaridaki tartismalar sirasinda, kimi bu uygulamayi Türkiye Cumhuriyeti'nin bölgedeki stratejik çikarlari bakimindan gerekli görürken, kimi de onu gereksiz yada anglamsiz ve yine bir baska kisimi da Avganistan'ni bir "batkinlik" olarak görürken ondan uzak durmayi istemistiler. Bu uygulama için edilen tüm konusmalarla sert tartismalar, en sonunda bu is için hükümetin mali kaynagi olmadigi ve disaridan da hiçbir mali destek bulamadigindan dolayi, yalnizça bos sözler olarak kalmisti.

Ancak, Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümeti ile siyasi partileri ve sunun dek de baska ünlü siyasetçileri bir yandan bu isin yararlari ile zararlari konusunu tartisirken ve baska yandan da, batili ülkelernin Türkiye yardimi olmadan Avganistan'na girmeyeceklerini düsünürerek bunu olarla pazarlik konusu yaparak, kazandigi kaynakla kendi biçdigi tasariyi uygulamak isterken, basta ABD olarak Inglisler ile Fransizlar ilk olarak kendi askeri güçlerini stratejik bakimdan önemi olan yerlere kondurmustular. Bu durumla karsi karsiga kalan Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümeti tam suskunlukla konuyu unutmaya çalismisti. Böyleçe Avganistan'a en geç ve sayi bakimindan da en az "Baris güçü" gönderen ülkelerden biri Türkiye Cumhuriyeti olmustu.

Yukarida söylenen kisir tartismalarin ardindan, Avganistan'da yerlestirilen iste "Baris gücü" denilen yabanci saldirgan güçlerin kumandanligi konusu da, aylardan beri yine Türkiye Cumhuriyeti'nin gündemindedir. Bu kumandanligin ilk dönemini kendisi üstlenen Ingiltere, bu ülkede özünün yeklice [=seytani] tasarilarini uygulamak için kendinin casuslari ile yakin yandaslarini yönetimin önemli yerlerine kondurduktan sonra, demek ana amacina erisisi arkasindan, bu görevi bir baskasina devretmek istegindedir. Bundan dolayi, Ingiltere'den sonra bu görevi hangi bir ülkenin üstlenecegi sorusu, daha dogrusu Türkiye Cumhuriyeti bu görevi üstlensinmi konusu, haftalardan beri yine bu ülkenin yönetimi ile tüm partileri ve kamu kurumlari ile çesitli siyasetçilerinin arasinda sert tartismalara neden olmaktadir. Ancak, bu tartismalarnin da eskisi gibi ana sorunu yine bu isin mali boyutu ile bulunmasi gereken mali kaynagidir.
Uygulanan tartismalara göre, Türkiye Cumhuriyeti'nin basbakanindan baslayarak tüm bas yönetimi bir takim ayri kosullardan öte bu isin karsiligini ABD devletinin tarafindan ödenilmesini açikça istemekteler. Bellidir ki Türkiye Cumhuriyeti, bir yandan yillardan beri Bati Avrupa'nin dolayisiz yardimi ile ülkesinde yürütülen ayrilikci terörizme karsi uyguladigi savas yoluna ödedigi agir harcamalari ve bundan dolayi yillardan beri hep yükseliste olan ekonomik krizler yüzünden ve baska bir yandan da yine yillardan bu yana, en azi Ikinci Dünya Savasin'dan beri, disaridan yapilan türlü siyasi baskilar üzerinden uygulanan yanlis siyasetlerden dolayi, agir mali sorunlarla karsi karsiga kalmistir. Var olan tüm bu siyasi ve mali sikintilari da göz önünde alsaylik, yine de her bir özgür ülkenin, küçük ve yada büyük olsun, kendi milli çikarlarini korumasi için yakin ve yada uzak müddetli stratejik amaclari oliyor, Türkiye devletinin de böyle amaclari olduguna gönülden inanarak söylemek istedigimiz su ki, bu stratejik amaclari uygulamak için devletlernin kendinden belli ölçümde bütçesi de olmalidir.

Dogal olarak, bir ülkenin stratejik amaclarini uygulamasi için ona hiçbir baska ülke, eger onun da bu isten bir belli çikari yada peyi olmasa, hiçbir çagi yardim vermesi bugüne kader hiçde görülmemistir. Bugüne kader, uluslar arasi iliskilerde hep yardim degil belki yalnizca ortak çikarlar yönünde is birligi olabilmistir. Bunun nedeni de çok açiktir, çünkü devletler arasinda hiçbir çagda amacsiz yardim yada dostluk söz konusu olamas, belki devletler ayri çaglarda ortak amaclari olan devletlerle isbirligi kurabilirler. Bu ilkelere göre, Türkiye Cumhuriyetin'de aylardan beri yapilan tartismalardan tek bir sonuç alinabilir ki, o da maalesef bir yandan bu ülkenin Avganistan ile onun çevresinde hangi bir belli stratejik amacinin olmadiginin süphesi ortaga atiyor ve baska yandan da bu konugu pazarliga koyarak kendi haste ekonomisige bir maddi katkiga olmak istedigini gösteriyor.

Türkiye Cumhuriyeti amacinin gerçekten de böyle olmamasini gönülden dilerek, umariz ki biz yaniliriz, aksi takdirde bu is yalnizça Türkiye Cumhuriyeti için degil belki tüm Türkler için bir yüz karaligi ile utançtan baska sey olamastir. Çünkü nüfusunun yarisindan fazlasi Türk olan Avganistan'da, Rusya ile Iran ve Tacikistan bile Pan-Irancilik bayragi altinda ülkedeki Farslari ve basta ABD olmak üzere tüm Bati Avrupalilar da kendi çikarlari için Pestunlari her tarafli mali ve siyasi desteklerken, bu ülke Türkleri'nin gözü ile tüm umudu, çok da hakli olarak, Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelmektedir. Avganistan Türkleri, Türkiye Cumhuriyeti'ne, onun iç sikintilari ile önüne koydugu yakin yada uzak, dogru yada yanlis stratejik amaclarina bakmadan ve sunun dek o ülke siyasetçilerinin soyu ile kökü ve özellikle ülkü baglarini da bilmeden, yalnizca kendinin karindasi/kardesi ve soydasi ve bu yüzden de olara sahip çikabilen tek güç olarak bakiyorlar. Buna göre umariz ki Türkiye Cumhuriyeti'nin yönetimi bu görevi devralistan sonra, Avganistan Türkleri'ni hayal kirikligina ugratmaslar.

TASKIN
23.04.2002