ALTI AY SONRA

 

Amerika Birlesik Devletleri'nin Vasington ile Nevyork kentlerinde, o ülke ile onun sömürgeci düzeninin ve sunun dek de yalgin güçünün simgesi tanilan Pentagon ile Ikiz Kulelerine, 11 Eylül 2001'de yapilan saldirilardan alti ay geçmektedir. Bugüne kader verilen bilgilere göre, bu saldirilardan dolayi o ülkede milyarlarca dolar mali zarardan öte asagi yukari 3000 kisi de öz yasaminin yitirmistir. Ancak, bu mali ve insani kayiplar, ülkesinden binlerçe kilometre uzaklardaki ayri Asyali, Afrikali ile Avrupali ülkelerde yillardan beri dolayili yada dolayisiz yürüten sömürgeçi, haksiz ve saldirgan savaslari ile o yurtlarda yüzbinlerçe kisisinin ölümüne neden olan ve su gibi o ülkeler ulusunun milyarlarça dolarlik zarara ugratan ve kendisi de, bazan çok az kayiplarla ve bazan da hiç kayip vermeden, hep kazanmis çikan ABD devleti için bir olaganüstü olay sayilmaktadir. Ancak, ABD'nin yönetimi bu olayin üzerinden asagi yukari alti ay geçmesine ragmen, bugüne kader bu isi uygulanan kisiler yada örgütler hakinda hangi bir dogru ve düzgün kanit bulmak veya göstermek yerine, hep olaydan en yüksek siyasi ve ekonomik çikar kazanis ve tüm dünyayi büyük tekellerin sazina oynatis için, tüm var gücü ile çabalanmaktadir.

Çagimizda, ABD devleti ile ona benzer topluluklar düzeninin tabani sömürge ile büyük tekellerin siyasi ve maddi güçlenmesi ve bundan dolayi da mümkün oldugu ölçümde dünya ekonomisini kendi çikarlari yoluna yönetmesine dayanmis oldugunu, artik her kimse açikça bilmektedir. Bu sömürgeci düzennin, kendi önüne koydugu biri birini koruyup destekleyen ve ayrilmas bir bütün olan ekonomi ile siyasi amaclarina erismek için, hiçbir ahlaki çevre yada ilke tanimadigini da bileriz. Bu yeni ve acimasiz sömürgeçilik yolula gelismekte olan ülkeleri ABD yönetiminin istegi ile çikarlari çizgisinde büyük tekellerin dolayisiz etkisi altina sokma çabalarinin çagdas adi da, kürelesme ve yada dünya ekonomisini tekellerin kara gölgesi altina götürme siyasetidir.

Yukarida söyledigimiz ilkelerle erisilmek istenilen amaclara uygun, ABD yönetiminin 11 Eylül saldirilarindan önce ve sonra gösteren tutumu ile onun asagi yukari son on yildaki yaptiklarini göz önünden geçirilmesi, bu ülke ile düzeninin konuya ilgili gerçekleri örtmek için ettigi tüm tasalarina karsi, bu saldirinin disaridan degil belki de bu ülke yönetiminin dünyayi kendi kara kanatlari altinda almak için yazdigi uzun taslagin bir bölümü oldugu süphesini güçlendirmektedir. Biraz geriye, demek 90'ninci yillara ve ondan buyana dünyada yüzveren olaylara baktigimizda bu ülkenin siyasi amaclari ile yaptiklarinin tüm boyutunu somut olarak anlamak iyice kolaylasiyor.

"Korku yaratiçilgin anasi" denilen sav, yalnizça kisiler konusunda degil, belki de topluluklar ile ülkeler için de uygun gelir. Bundan bir kaç yil öncelere kader, bati ile dogu Avrupa'da çesitli adlarla tanilan ancak ikisinin de kökü ile özü sömürgeçilige dayanan düzenlerin ideolojileri, kendilerinin koruyup ve kurduklari yasamtürünü izlemek için, korku ilkesine dayanarak hep biri baskasini kendine oyukyagi [=hayali düsman] göstererek bir birleri ile yarismistilar. Ancak, 90'ninci yillarin baslangiçinda Sovyetler Birligi'nin beklenilmegen yikilisi ile onun etkisi alaninda olan devletlerin çöküsü, bir yandan ABD'nin dünya boyu her bakimdan tek bir büyük güç olarak çikmasina ve baska yandan da büyük bir oyukyagisinin yitirmesi ile yeni bir düsmanin arayisina neden oldu. Bu ideolojik savastan ABD'nin böyle kazanmis olarak çikisi, dünyada yeni bir boranin haberçisi olmustu ve bugüne kader de olmaktadir. Sovyetler'nin çöküsü dünya için ne kader iyi olay olsa da, ABD'nin böyle çikisi da bütün ülkeler için o kader kötü bir yenilik oldu. Böyleçe, yillardan beri böyle bir günü düsüne bile görebilmegen ABD'nin yönetimi, kendini gerçekten dünya üzerinde tek bir güç olarak görmege basladi. Bu yeni kosulu yalnizça kendi çikari ile yillar boyu gördügü düslerin gerçeklestirilmesi yoluna kullanmak için yeni bir düsman bulma arayisiga da baslamis oldu.
Böylece, ABD devleti kendinin dünya boyu tek güç olma sarhoslugunun ilk görünüsünü Irak'a karsi yaptigi saldirisi ile her kese göstermis oldu. 1991'nci yilda Irak'a karsi baslatilan ve bu güne kader de bitirilmegen bu savas, ABD için Ortadogu'da olan dogal bayliklari kendi dolayisiz etkisi ile korumasi altina alistan öte, bir yandan kendi gücü ile ona karsi çikabilir ihtmali güçlernin yankisi ile direnisinin deneme amacini ve baska yandan da yeni bir oyukyagi bulma niteligini tasiyordu. Baska bir sözle, bu savas kendi siyasi ve stratejik amaclarindan öte, bütün dünya için ABD'nin bir büyük gözdagi da sayilabilirdi. Ne yazik ki, ABD devleti bu denemeden kazanan olarak çikmis oldu, çünkü bati Avrupa ile baska tüm ABD'e yakin olan ve yada karsi duran ülkeler ile ayri çevreler, bazan kendi çikarlari yüzünden ve bazan da ABD'nin korkusundan, onun çaldigi saza tam uygun oynadilar ve simdi de oynamaktalar. Bu kazançin sonucunda da bu ülkenin o çagdaki cumhurbaskani G. Bush, bugünkü baskan Bush'un babasi, ülkesinin ekonomik ve siyasi çikarlari görüntüsünde, dünyaya bir yeni düzen kurma lafini söylemege baslamisti. Irak'a karsi yürütülen bu saldirgan savasin ana amaci bu ülke yada onun deli devlet baskani olmadigini, belki de S. Arabistan ile Küveyt ve bölgedeki baska ülkelernin dogal ve yer alti bayliklarini ABD'nin etkisi ile korumasi altina alis ekenligini artik her kimse bilmektedir. Bu saldiriyi, Avrupalilar ile, kendi nüfusunun çogunlugu ve kültürü ile düzeni bakimindan Avrupa'nin uzantisi ve onun bir bölügü sayilabilen, ABD'nin yürüten Üçüncü Dünya Savasi olarak görmek gerekir. Bu savas o çagda ABD'nin bunalima olan ekonomisini uyandirip biraz daha kalkmasi ile yiniden soluklanmasina neden olmustu. Irak'in ardindan ABD'nin kudurmus itler dek Somalya ile baska ayri ülkelere de yirtiçi ve vahsiça saldirilari taslaklanmis uzun bir yeni sömürgeçilige çikan yolçulugun ilk adimlari ile baslangiç denemeleri sayilabilirdi.

Irak'in bir yandan yakin komsusu ve baska yandan da dil ile inanci bakimindan da yakin kardesi olan Küveyt'e gerçeklestirdigi askeri saldirisini neden göstererek, o ülkege çok yanli saldiran ABD'nin ana amaci, bölgedeki kara altin denilen yer alti bayliklarni baska batili sömürgeçilerin çalmasindan koruyup kendi etkisi altina alarak sömürmek oldugunu da gördük. Ancak, Irak'a saldiran ABD devleti bu savas üzerinden bir tasla iki degil belki de üç kus vurmus olmustu. Demek, Iran'a karsi savasta denemeler kazanan ve ayri Avrupali ülkelerin yardimi ile askeri ile silahlanma alaninda güçlenen ve bu nedenlerden dolayi ABD'e de boy gösteren Irak'i dize çöktürmek, Orta Dogu'yu kendi dolayisiz nizami etkisi altina almak ve tüm bölge ile gelismis denilen ülkelere gözdagi vermek ABD'nin temel ve ana amaclarindan sayilirdi. Bu savas, açikça görülen bu amaclarindan öte, gelecekte bölge ve özellikle Türkiye Cumhuriyeti için en büyük gözdagi nitelgini tasiyabilen taslagi kendi içinde örtmektedir. Stratejik bakimdan ABD devleti için çok yüksek önemi olan ve yillardan beri gerçeklestirilmesi düsünülen bu taslagin, demek ABD'nin dolayisiz yardimi ile kurulmasi öngörülen bir Kürt devletinin, o da Türkiye Cumhuriyeti'nin olanaklarindan kullanilarak, ilk adimi bile atilmis olmaktadir. Uzak geçmislerden beri hiç bir kendi devleti olmagan ve çesitli ülkelerde dagilmis yada azinliklar durumunda yasagan uluslara devlet kurdurup, onu kendi çikari için kullanma dalinda Ingiltere ile ABD'nin çok büyük denemelerinin varligini da iyice bileriz. Ancak, böyle devletlerin bir kisa çagda ve yada bir kaç yil içinde yaratilabilmemsi de çok dogal olarak bakilmalidir. Filistin topraklarinda, hiç bir çagda var olmagan, ancak yeni kurulusu ile küçüklügüne ragmen Orta Dogu'nu kisip kavuran, bir irkci Israil devletini kurma çabalari da yillar boyu sürmüstü. Bu devletin ABD için bölgedeki önemini de her kimse bilmektedir. ABD'nin yardimi ile bir Kürt devletinin kurulusu da bu ülkenin bölgede izlegen stratejik çikarlarini korumasi için çok önemli görünmektedir.

Sovyetler Birligi'nin çöküsünden sonra, kendi siyasi özgürlügüne yeni kavusan, çok dogal bayliklari ancak az siyasi denemesi olan Türk cumhuriyetleri ile büyük askeri ve stratejik önemi olan Kafkazlar ile Karadeniz bölgesi de, kendine ABD'nin ilgisini çekmis olmustur. Agzina pek sigmayan böyle bir büyük lokmayi birden bire yutmak istegen ABD'nin büyük ve iyice düsünülen tasariga gerekligi vardi. Amaclanan bu degerli avi kazanmak için en iyi tuzak Avganistan'dan baska bir ülke olamasti, çünkü Avganistan, hem kendi cografi konumu ve hemde var olan etnik yapisi ile Sovyetler'e karsi gösteren direnisinden dolayi kazanan savas denemeleri ve simdi de onu besleyen ABD yerine baska ortaklar kazanmis olan "Mücahid" leri bakimindan, ABD'nin sömürgeci tasarisinin gerçeklestirmesi yönünden en uygun ülke konumunda olmustu. Bu tasarinin kökü ile yürütme olanaklarini anlamak için biraz geriye bakisimiz yeterlidir.

Ikinci Dünya Savasi'nin ardindan Islami ülkelerde, Sovyetler Birligi'nin etkisi ile onun ideolojisi tanilan Marksçiligin/Marksizmin yayralisina karsi, bu ülkelerde ABD ile onun ülkü ortagi olan Bati Avrupa'nin dolayili yada dolayisiz, maddi ve manevi kollamasi ve yada en azi siyasi etkisi altina türlü dini örgütler ile siyasi partiler kurulmus olmustu. Ancak, Islami ülkelerde böylece kurulan siyasi örgütler, Sovyetler Birligi'nin çöküsünden sonra artik batili sömürgeci devletler için bir yandan gereksiz ve baska yandan da bu örgütler ile partilernin yurtlarinda var olan ekonomik ve kültürlü sikintilarla sorunlarindan dolayi öz yaratiçilarina yarar yerine zarar verme olanagi, ABD'nin yönetiminde olarnin kökten kurutup yokatma düsünçesini yaratmis oldu. Öngörülen bu tasariyi en kolayca ve uygun yollardan becermek istegen ABD devleti, 1992'inçi yilda Avganistan'nin hakimiyetine kavustuktan sonra, bir yandan türlü etnik ve siyasi amaclar yüzünden ve baska yandan da Pakistan, Rusya ile Iran'nin etki kazanma çabalarindan dolayi, bir birile çok agir çatismalara giren ve bunun yüzünden on binlece kisinin öldürerek, ülkenin baskenti Kabil'i de bir mezarliga çeviren "Mücahid"lerin kurdugu dehset saçan ve olaganüstü düzennin verdigi olanaklari kullanmaga basladi. Böyleçe, Pakistan'nin Milli Istihbarat Kurumu ABD'nin maddi ve manevi kollama ve yardimi ile, bir yandan ülkesinde yasayan Pestun kökenlik siginmacilar çocuklarini ve baska yandan da kendi yurtdasi olan Pestunlar'nin çocuklarini, ülkesindeki dini örgütlernin etkisini de kullanarak, askeri beslemeye basladi. S. Arabistan ile Orta Dogu bölgesinde olan baska ayri Arap ülkeleri de, ABD'nin iç amaclarini bilerek yada bilmesten, bu olanagi kendi milli çikarlari için kullanmak amacila, kurulmakta olan bu yeni örgütü gönül açikligi ile çok yönlü olarak kolladilar. Çok iyi askeri ögrenim yaninda biraz da dini bilim ile beslenip, üstüne de Vehhabilik giyimi takilan bu yeni örgüt, Pakistan ordusunun dolayisiz yönetiminin altinda, "Talib"ler adi ile çok çagdas ve agir silahlar ve bol ABD-dolari ile birlikte Avganistan'a gönderildiler.

Bir yandan, yillardan beri ülkesinde izlenen savasin oduna yanarak tüm varligini yetiren ve baska yandan da "Mücahid"lerin kanli çatismalari ile yillardan beri süren yagmalarindan bikmis ulusun ayri bölümleri, adi yeni dillere düsdürülen bu örgüte umut gözü ile bakmaya basladi. Böylece bu örgüt, bir yandan yukarida söylenen nedenler ile önüne koydugu ayri dini ve irkçi amaclar yardimi ile ve baska yandan da ABD'nin mali kollamasi ile Pakistan'nin dolayisiz katilimi ile kisa çagda ilk ülkedeki Pestunlar bölgesinde ve onun arkasindan da olarnin yardimi ile yurtun büyük bölümünü kanli savaslar ve soykirimlari ile kendi yönetimi altina almayi becermis oldu. Ancak, "Talib"ler kendi örgütünün idaresi altina alan bölgelerde, bilir bilmes CIA'nin önceden çizdigi tasariya uygun, seriat adina Islam kutsal inancina karsi bir takim çagdisi yasalar çikarip ve kisilige karsi kurallar açiklayip yürütmege koyus ile birlikte Pestun irkçiligi ile Vehhabiçiligi da yaymak için yüzler bin kisinin kanini dökmege ve Türk kökenlik Hazaralar ile baska Türkler'e soykirimi yapmaya çok yönlü olarak çabalanmis oldular. Böyleçe Avganistan'da ABD yardimi ile Islam kutsal adini tasimis, ancak gerçekte amaci bu dini karalamak ve dünyaya en kötü inanç örnegi olarak göstermek olan, korku ve dehset düzeni kuruldu. ABD'nin yönetimi ile CIA'ya göre bu korku saçan ve vahset yürüten düzeninin temel isi, bir yandan Islam'ni tüm dünyada bir çagdisi ve saldirgan inanç olarak göstermek ve baska yandan da dünya boyu var olan barça asiri dinçi örgütler ile terörist kurumlar ve su gibi batiga karsi çikan Arap milliyetçileri ile baska ABD karsiti kisiler ile örgütleri bu tuzak çevresine çekmek edi. Böyleçe, "Talib"ler arkali kurulan bu düzen araciligi ile ABD devleti kendinin önüne koydugu bu amacina en iyi türde erismis olmustu.

Yalnizça Avganistan ile onun çevresinde degil, belki de etkisi ve yürüten siyaseti bakimindan uluslararasi boyut ve her kimsenin igrencini kazanan "Talib"lerin terör ile asiri dinci düzenini kökten koparip atma çagi ABD için, iki üç yil önce gelmisti. Ancak, bu amaca tam anlamda erismek için ilk adim Pakistan'da eski yönetim yerine bir yenisini kurmak edi ki, bu is bir küçük ve kansiz askeri darbe ile gerçeklestirilmis oldu. Bunun ardindan, bu örgütlere büyük bir saldiri ve yillardan önce ekmis olan urugdan ürün almak için, bir büyük neden ve yada sebebi beklemek de gerkirdi ki bu sebeb geçen yilin 11 Eylül'ünde gerçeklesmis oldu.

Böylece, 11 Eylül 2001 olayi, yillardan beri CIA arkali taslaklanan uzun müddetli tasarilarnin ikinci asamaya adim atmasi için en uygun kosul yaratmis olmustu. Bu olaylari yapan hangi bir örgüt, parti ve yada kurum olsa olsun, ondan kazanan yalnizca ABD sömürgeci devleti ile dünya boyu çalismakta olan büyük tekeller oldu. Simdiye kader ABD devleti, bu olaydan asagidaki temel ve ana ürünleri kazanmaktadir:


·Bu saldiri her seyden önce, ekonomik krizlerle karsi karsiya gelen ABD yönetimi ile onun hasta ve yaslanmis ekonomisine diritici ve yeniden canlandirma solugunu vermis oldu. Ayri iktisatcilarin söylentileri ile ABD'nin bugünkü ekonomik durumu bunun tanigidir.

· Bir yandan kendi düzeni içinden dogmus olan ekonomik krizler ve baska yandan da ülkede yürütülen irkçi siyaset yüzünden toplumdaki asiri ölçümde gelir dengesizligi ile baska ayri sikintilardan dolayi ortaga gelmis toplumsal sorunlar ile partlamalalarla bas basa kalan ABD'nin yurtdaslarina, geçerli de olsa, asiri yurtseverlik ve ABD'li olma yalançi duygusunu uyandirarak olarnin yeniden yasamis olmasi ile güçlenmesine neden olmaktadir.

·ABD'nin yönetimi, terörizme karsi savas adina Türk cumhuriyetleri ile ayri Kafkaz ülkelerinde, bir yandan bu ülkelerde varligi kanitlanan büyük ve essiz dogal bayliklari sömürmek amaci yüzünden olarni kendinin dolayisiz denetimi altina alis ve baska yandan da bu bölgelerde öz etki alanini genisletme ile her türlü çikarlarini koruyus için, Avganistan, ayri Türk cumhuriyetleri, Kafkazlar ile stratejik bakimdan büyük önem tasigan baska ülkelerde askeri güçlerinin yerlestirme olanagini ele geçirmis olmaktadir.

· Terörizme karsi savas örtüsü altinda, türlü siyasi ve yada stratejik amaclar yüzünden bu güne kader tüm çabalari ile yaptiklari islerini görmesten gelen Islami ve ABD yönetimine karsi baska nizami olan yada olmayan örgütler ile siyasi partileri yokatis olanagini ele geçirmek.

· Bunlardan öte en önemlisi, kendi çörük ve sömürgeci düzeninin içinde yeni bir hareket kazandirmak ile ona taze bir soluk vermek için, simdi ölmüs görünen eski oyukyagisi [=hayali düsman] olan Marksçilik yerine Islamci terör korkusu yaratan yeni bir oyukyagi bulma, ve . . .

ABD'nin bu olaydan sonra yaptiklari ile bu güne kader gösteren tutumu, bu olayin disaridan degil, belki bu yönetimin yillardan beri düsündügü tasarinin bir kesimi olmasi kuskusunu yaratmaktadir.

DR. A. M. TASKIN
Berlin, 15.03.2002