07.01.2002


ORGENERAL ABDÜLRESIT DOSTUM

 

Orgeneral Abdülresit DOSTUM 1954'inci yilda Sibirgan / Suburgan kentinin Hoca Dükkü adli ilçesinde yasayan bir Özbeg ailesinde dogulmus, en azi yüzyillardan beri her bakistan sümürülmüs ve türlü baskilar altinda kaldirilmis Avganistan Türkleri'nin bir ulusal tigragi (=kahramani) tanilan kisidir.

Hiçbir ordu lisesi yada yüksek okulunda okumagan, ancak 80'inci yillarda Sibirgan kentinde sadece bir isçi olarak çalisan DOSTUM, bu yillarnin siyasal ve toplumsal durumu yüzünden kendi is sahesini devlet karsitlarinin saldirisindan korumasi için, baskalar gibi onada, verilen görevlerde kendinden gösterdigi niteligleri ile batirliklari arkali kazanmis üstünlügleri yüzünden Orgeneral rütbesine kader yükselen bir subaydir. DOSTUM'u gerçekten tanimak isteseylik, onu yetistiren sartlarla onun bagli oldugu ulusu tanimamiz gerekir.

Ilk kez ondokuzuncu yüzyilda Ingilizler arkali Avganistan [=Afganistan, demek Afgan, Petan yada Pestun sözçügüle anglamdas olan Avganlar yurtu] adi verilen topraklar, Türk varligi ile kentlesme ve uygarliklarinin ilk besiklerinden biridir.

Böyleçe bu ülkenin adim atiginiz herbir bölgesinde, isteyin batisila dogusunda yada isteyin kuzeyile güneyinde, binler yil önce Türk uygarliklari arkali birakilmis izlerni görebilersiniz. Bugüne kader Farslar onlara Saka dedigi Iskit-Türkler'nin adini tasiyan ''Siyistan'' ilçesinin varligi, eskiden beri Türk'çe adini tasiyan yüzlerçe kentler, ilçelerle köylerden bir küçük örnektir.

Islam'dan önceki dönemlerde büyük uygarliklar yaratan Hunlar, Ak-Hunlar [=Abdalli, Aftalitlar, Yaftallilar], Toharlar, Yüciler, Küsanlar, . . . bu topraklarda yasayib, yine su topraklarda öz uygarlik izlerini birakan Ön-Türkler'den örnekdirler. Su gibi, bir kaç hafta önce ''Talib''lara karsi gösterdigi direnmesi ile dillere düsen KUNDUZ kenti de kendi çaginda GÖK-TÜRK'lerin bölgesel baskenti oldugunu kimse inkar edebilmes.

Islam'dan sonraki dönemlerde de, bugünki Avganistan'nin güney-dogusunda olan GAZNI [= GAZ, GEZ, OGUZ yada KAZ ile kökdes olan bir Türkçe sözcüktür] kentini kendine baskent eden, Sübektigin oglu GAZNALI MAHMUD'un (971-30.04.1030) kurdugu GAZNALI'lar devleti, OGUZ'larin KINIK boyundan olan SELCUK BEY tarafindan temelleri atilan ve 11. yüzyilda ogullari tarafindan kurulan SELCUKLU Türk devleti, GORLI'lar, HARAZIM sahlar, TEMÜRLI'ler, BABUR sah ile AFSARLI'lar gibi büyük Türk devletleri, yine su topraklarda kurulumustur.

NADIR AFSAR'nin (22.10.1688-20.06.1747) öldürülmesinden sonra, ABDALLI Türkler'den olan, ancak Pestunlarla birlikte göçmençe yasayib, onlarla yakinlasarak kendi kimligini unutan AHMED sah, kendine yeni takmis DURANI adila, bugünki Avganistan'nin KANDAHAR kentinde kurdugu devletle, yavas yavas bölgede Türk yildizi batmaya baslar. AHMED sah'nin oglu TEMÜR sah'nin ölümünden sonra Pestunlarla Abdallilar arasinda kiralik kavgasi baslaniyor, bu kavgalar ülkeni yüz yillarca arkaya sürür ki bu ülke bugüne kader de onun etkisiden kurtulmamaktadir. Bütün bu dönemlerde Türkler en azi kendileri çogunlukta olduklari yurtlarinda, demek Güney Türkistan'da en azi özerk yasaya bilmistiler.

Ancak, ABDUL RAHMAN (1844-01.10.1901) arkali, Ingiliz ile Rus sümürgeçi devletleri tarafindan bugünki Avganistan bu iki sümürgeçi devletlernin sümürge bölgelerinin (Bati-Türkistan Ruslar'nin Hindustan ise Ingilizler'nin sümürgesi olan çaglarda) arasinda bir duvar olarak kabullandiginin arkasindan, onbinlerçe Türk ile Türk-Mogul olan Hazaralar'ni diri diri top agizinda kuyarak havaya uçuran, yüzbinlerçesininde basini kestikten sonra, olarnin kesilmis baslarindan ''Keleminare''ler [=kesilmis baslardan minara yapis anglaminda] yaptiktan sonra 1880'inçi yilda Ingiliz'ler yardami ile kurdugu devletle, Güney Türkistanli Türkler'nin talihsizligi gerçekten baslanmis oldu.

Böyleçe 20. yüzyilnin baslarindan 80. yillara kader bu Türkler'nin Pestunlarla Farslar elinden çekmedigi acilarla görmedigi kara günler kalmamistir. Türkler'nin binler yildan beri üzerinde isledigi topraklarla çalistigi tarlalar ellerinden alinib, ya Pakistan topraklarindan götürülen Pestunlara yada Pestun devletine çalisan Farslara emekli adina verildi. Bu yoldan onbinlerçe Türk olmayan yatlarla tatlar Türk topragina ve Türkler'nin arasinda sokturuldular. Güney Türkistanlilar aralarinda yerlestirilmis Pestunlarla Tatlar'nin oynadigi kötü rolu türlü dönemlerde, ayriça ''Talib''larnin hakimiyet döneminde, kendilerinin verdikleri canlari ve döküzdürülen kanlari ile angladilar.

Sunun gibi onlar kez türlü behaneler yüzünden Türkler yagmalnib, tüm barliklari talandi. Kentleri, ilçeleri ve köylerinin binlar yilik tasidigi Türkçe adlarinin çogu degistirilib yerine Pestuça yada Farsça adlar verildi. Türk kültürü ile dilini yokatis amacila yalnizça Türkçe sikistirilib kalmadi, belki de Türkçe'e yazilmis yüzlerçe essiz elyazma eserleri de devlet yöneticileri tarafindan yigistirilib yaktirildigida binlerçe aci gerçeklerden biridir, . . .

Türkler'nin çekdigi bütün bu acilarnin arkasindan, yillarça ülkede barça uluslara esit hak ile kardeslik düzenini kurma yalan sözünü veren Rus yanlisi solcu ''Avganistan Demokratik Halk Partisi'' 27.04.1978'inçi yilda bir askeri darbe ile ülke yönetimini ele almis oldu. Ancak, bu yeni yönetim esit hak ve kardeslik düzen yerine, ülkeni Ruslara satti.Rus askerlerinin ülkeye gelisi ile birlikte ülke yönetimi de tam sekilde Ruslar'nin eline geçti. Pakistan ve Iran ile sinirlari olanlar çogunlukta o ülkelere gittiler. Türkler ise yalnizça eski Sovetlerle (Türkmenistan, Özbegistan ve Tacikistan) sinirdas olduklari yüzünden, baskalara göre çok az disari ülkelere çikabildiler. Pakistan'da toplanan Avganistanlilar arasinda basta ABD olarak bari Bati Avrupali devletler türlü siyasi amaclarni göz önüne alarak iste ''rehber''ler yaratib, ''partilar'' kurdurub onlari her tamanlama desteklediler. Pakistan ve Iran'a gitmis olan Türkler de kendilerini kurulmus o partilara yerlestirib, Sovet isgaliga karsi kendi yurtdaslik borçlarini ödemeye çalistilar. Onbinlerçe sehitlerinin bu yola dökülen kani ile gözü ya eli yada ayagini kayb eden onbinlerçe Türk gazilarinin varligi bunun isbatidir. Bu ülkeye yasagan baska uluslar gibi Türkler'den de bir bölümü kendini devlet silahsi ile silahlandirdi. Yillar boyu subaylikla silahdan uzak saklandirilan Türkler'e, kendilerini silahlandirmak için, bu bir tarihi altin olanak edi.

Görüyürüzki, DOSTUM - kendinin yaptigi tüm iyilik ve kötülükleri, yanlisliklari ve sevablari ile birlikte - yasadigi sertlernin yartatigi tigragi [=kahreman] ve böyle bir büyük kaygilar'dan dolu geçmisi olan Türk ulusunun oglu ve önderidir. DOSTUM Güney Türkistan Türkleri'nin, onlara yapilan büyük haksizliklarla, yagma, talan ve soykiriminin karsisinda çikarilmis kaygilar dolu yüksek ve bir acili sesidir. Bu yüzden onu bir ferd olarak degil, belki bir öksüz birakilan kaygili ulusun kahiri olarak görmek gerekir.

Basta söylediyimiz gibi, DOSTUM 80.'inci yillarnin baslarinda asagi yukari 20 kisiden ulastirilmis kendi isyeriden savunma sivil birliyi yönetmeye baslarken, kendi niteligi ile bu alandaki dahisi arkali, 90.'inci yillara kader onu 20.000 kisiden askin bir askeri güçe çevirebildi. O zamandan sonra, DOSTUM Kabil'e hakim yönetimin degil, belki yillar boyu her bakimdan sümürülmüs Avganistan Türkleri'nin kendinden savunma gücü olarak bakilmaya basladi. 1992'da DOSTUM ve ona bagli güçlerdiki, Moskova'ya bagli Necibbulla hakimiyetine son verib, ''Mucahid''larnin Kabil'e girisine imkansagladi. Böyleçe, Avganistan uluslarinin kaygilar dolu dramesinin yeni perdesi baslandi. Bu acilar dolu dramenin ana oyuncusu DOSTUM degil, belki B. Rebani, A. Mesud, G. Hikmetyar, Seyyaf, Mevlevi Y. Halis, Nebi . . .'ler ediler. Kabil'nin tam bir herabeye çevirilmesi onlarin esridir. Sulardilerki, DOSTUM ve kendi aralarinda imzalanan anlasmalarni bozarak, kudret ve menmenlik sevdasina ogradilar. Kabil'de binlerçe suçsuz Hazara'lara soykirimi yaptilar. Ilk sirelerde DOSTUM'a ''Büyük Mucahid'' adini veren B.Rebani koltuga rahet ötürdügten sonra yine ona karsi ''Cihad'', demek kutsal savas çagrisi yapti. Bu karmasalar içinnden kendini korumak için DOSTUM kendine bagli birliklerle Güney Türkistan'a çekildi. Kabil'i onlara birakti.

Her kimse biliyorki, DOSTUM idaresinin merkezi olan Mezar-i-Serif ,''Talib''lar tarafindan isgal edilmesine kader, Kabil yönetiminin ve sonralarda ''Talib''larning zülmünden çesitli vilayetlerden kaçip gelen yüzbünlerçe mülteciler için göküs açan siganak olmustu. Bu bölgede okullar açiktedi, kadinlar, Avganistan sertlerine göre, özgürçe çalisabirdiler, . . . .

''Talib''larnin Avganistanli olmayip, belki ayrim Areb ülkeleri, Pakistan, . . . teriröstleri ekenligini ve onlarin arkasinda hangi ülkeler olub olmadigini bugün artik her kimse biliyor. Avganistan'da olub geçen bu yasli geçmisinin arkasinda olan güçlerle ülkelernin kara amaclarila yaptiklari cinayetlernin genis incelenip, arastirilmasi Türkler için geleceyin vazgeçilmes isilerindendir.

Gördükki, yine de DOSTUM ile Güney Türkistanli Türkler edilerki, ilk darbeyi ''Talib''larin cinayetler ve insanlik disi terörler ve barbarliklarla dolu tenine vurdular.

Avganistan'da geçen ve geçiste olan gerçrkler gösreriyorki, ayrim çevrelernin çesitli nedenler yüzünden Türkler'nin sayisini ülke nüfusunun yüzde altisi olarak gösterseler de, gerçekte-ayrim çevrelerin hosuna gitmesede- Avganistan nüfusunun en azi üçten biri Türkdürler. Demek, Türkler'nin Avganistan'da olan rollari ve gerçekte var olan sayilarina ragmen, bu ülkenin içinde ve disindaki çevreler-türlü nedenlerden dolayi kendilerine var olan Türkdüsmanliklari yüzündan-Avganistan Türklerinin bu ülke politikesinden uzak saklanmasini saglamak isteyorler. Bu çevreler bunu düsünsünlerki, bir ülke nüfusunun en azi üçten birini teskil eden bir ulusu uzun zaman o ülke politikesinden uzaklastirmak imkansizdir. Türkler ve onlarin bugünki askeri önderi olan DOSTUM Avganistan'nin bir bölümü ve onun vazgeçilmez gerçeyidirler.