BU YAYIN’NIN AMACI

Bir yandan yeryüzünün çok büyük ve en geniş ve yine de onun ayrı kesimlerine bağlı ve her bakımdan da çok bay (zengin) alanlarında yayılıb yerleştiklerinden dolayı, ötesi yandan ise erk ve kendi yönetimi olan, ancak dolaylı ya da dolaysız yollardan başkaların etkisi altına kalmış, ya da erk olmayıp özge ve yad devletlerin sömürge ile yönetimi altında kaldığı ve özgür olmamasından dolayı ve bunlardan öte çeşitli yad güçlerin kullandıkları sömürgeci ve baskıncı amaçları yüzünden çeşitli kur (mertebe, aşama) ve ölçülerde kendi aralarındaki doğal bağları ile ilişkileri söktürülen ve böylece bir birinden uzaklaştırılıp ve kendi ile yadlaştırılan Türkler’e, böylesi bir çatışmalar ile çıkar güreşlerinden dolu çağda, kendinin özü ile varlığını saklayıp koruması ve yadlar etkisinden çözülüp de tam anlamda erk ve özgürleşmesi ile aralarındaki söktürülen bağları yeniden kurması yolunda, onların bir birini iyice tanıyıp ve bir birile yardımlaşarak arka çıkışları ve birliğin olar için su ve salık gibi önemli ve gerekli hem de kişice yaşamalarının ilk koşulu olduğuna ınanmaları ile onun gerçekleşmesini istemeleri, en gerekli ve en kesin adım sayılır.

Nedeni ne olmuşsa olsun, Türkler arasındaki kopartırılan doğal bağları yeniden bir birile düğmek yanısıra kesilen ilişkileri de yeniden kurup sağlamlaştırmak ve üzülen ipleri bir birine bağlayarak güçlendirmek, kendini tanımış ve öz kökü ile Türk özlüğüne sayğı duyan her bir Türk’ün en büyük ve en kutlu görevlerinden biri sayılsa gerek. Kendini tanımayan tanrı’yı da tanımaz deyimine göre, kendini tanıma ile özünü bulma yoluna yönelik böylesi bir ulu görevin başarmak pek de kolay ve sıkıntısız olmaması da çok doğal alğılanmalı. Kendini tanıma ve kökdeşleri ile soydaşlarını bulup da onlarla ilişki kurmağa götüren yol, bir taşlı ve dikenler dolu ve çok da yokuşlu ve inişli, hiç de düz olmayan bir yoldur ve böylesi bir yola girenlerden özveri ile sonsuz çabalar ister.

Türk acununun (dünyasının) bir önemli bölüğü ve Türk uyğarlıklarından bir kaçının beşiği olmuş, ancak yüzyıllardan beri arada bir İngilizler’in ve uyğun olan başka bir çağda da Ruslar’ın ve yine yıllardan beri ise Amerika’nın vefalı kölesi olarak tanılan ve şu beylarinin çok yönlü kollaması ile yardımlarının gölgesinde Türkler’in ana yurdunu kendi yönetimi altına almış Auğanlar’ın sömürgesi ile çok yönlü ve acımasız yağması altında kalan Güney Türkili’nin geçmişi ile bu topraklarda yaşayan Türkler’in yüzyıllardan beri yadların bitmeyen işkencesinden dolayı döktüğü kanlı gözyaşları ile tükenmeyen kayğıları, çektiği acıları ile sona ermeyen çileleri, gördüğü yakıcı baskılarla kara günleri, . . . , demek Güney Türkili Tükler’in yüzyıllar boyu sürmüş sömürülme öyküsü ile acılar dolu geçmişini olduğu kadar Anadolulu Türk kandaşları ile soydaşlarına iletmek ve aracı olmak, bu yayın’nın ilk ve ana amacı sayılmaktadır.

Yukarıda söylenenlerden öte, Türkiye Cumhuriyet’nin Türk acunundaki çok değerli ve eşsiz önem taşıyan konumunu göz önüne tutarak, bu ülkede olup geçen ayrım alanlardaki önemli siyası olaylar ile özdekli ve tinli değişimleri de yorumlayarak değerlendirmek ve bu ülke ile tüm Türkler için olumlu olan diğişimler ile olaylardan gelen mutluluklar yanısıra, Türkiye Cumhuriyeti ile Türk acunu için olumsuz sonuçlar götüren kötü ve yararsız olaylar ile eylemleri de gerçekçi olarak yansıtmak ile Türk kamuoyuna açıklayıp yorumlamak da, bu yayın’nın ana ilkesi olduğunu bildirmeyi vurğulamak kerekli duyulmaktadır.

Girdiğimiz bu yolun çok engelli, taşlı ve dikenli, yokuşlu ve inişli, olağanüstü emek isteyici olduğunu bilerek de bu yola ileri gitmeği istemişiz ve bu ‘’ince uzun . . .’’ yola bir küçük adım bile atabilsek, ne mutlu bizlere.